Fısıldama
Üç farklı yazıya başladım bu gece. Üç farklı başlık altına toplandı hepsi istemsizce. Yol, neden ve fısıldama. Sanırım hepsini toplayabilirim dedim kendi kendime fısıldama altında. Bir şarkı, iki cümle, üç taslak getirdi beni bir ara bir şarkıya. Çorba gibi karmaşık gitti anlatımlar, biraz da Didem Madak havasında döküldü kelimelerim. Bazen konuşarak anlatamadığını daha iyi anlatır kalem, bunu gördüm biraz bugün içimde. Bir kahve mi içsem kıyısında olduğum bir ruh halindeyim, kahve mi içsem cidden? Bir hikayede fısıldadığım dönemdeyim. Yorgunum diyebiliyorum sadece, ama diyebiliyorum en azından biraz da işin pollyannalığına bakmak lazım değil mi? Bir süredir çalışıyorum şiirler üstünde. Şu zamana kadar çok mısralar geçti gözümün önünden, nedense ya da nedensizce son dönemde "Pollyanna'ya Son Mektup" gibi hissediyorum. Biraz karmaşık, biraz hikayenin içinde ve birazsa bire bir olamamış şekilde. Cümleler kopuk birbirinden ve gözler yaşlanıp geçiyormuşçasına ağrıyor biraz da. Gecenin şarkısı "turning page" oldu bende yazarken. Çünkü bir sıkıntıdayım hikayenin içinde ve fısıldıyorum. Bu sefer de böylesini denesek mesela? Bağıra çağıra, döke saça değil fısıldayarak anlatsak bazı şeyleri. Belki yüzyıllarımız yok ama zamanın neler getireceğini bilmiyoruz. Ben biraz çorbaya döndüm sevgili okur, fark edilmiştir belki. Fakat bu sefer çorba fazla tuzlu değil, biraz dinlenirse kıvama gelir diye düşünüyorum. Duraklar var sonuçta, durmak gerekir bazen. Dur ve derin bir nefes al demiştim bir yazımda, ben durduğum o noktadayım. Nefes de alacağım, zamanla ve zamanında. Doğru ve yanlışın ne olduğunu anladığımda ya da hepsinin doğru mu yanlış mı olduğuna karar verdiğimde. Ben bu düşünceler evreninde biraz yolculuktayım, size bu geceliğine "Turning Page" şarkısıyla veda ediyorum. Bu sefer süslü cümlelerle kapatmıyoruz geceyi, cümlelerle süslemek istersen ben buradayım. İyi geceler.
Yorumlar
Yorum Gönder